Güçlühan Kuzyaka
Ones Technology Kurucu Ortağı ve AR-GE Müdürü

CMMI’ın kâğıt üzerinde hedefleri nettir: Zaman yönetimi, süreçlerin olgunlaştırılması ve sürekli iyileştirme.

Ancak araştırmalar, CMMI’ın normlar üzerinden uygalandığında, tek başına yeni neslin pek de uyum sağlayabileceği bir düzeni temsil etmediğini gösteriyor. Bu modelin yapısını incelediğimizde, askeri ruhlu, kalıplar ve prosedürlerle bezeli bir düzen görürüz (Çıkış noktasının ABD savunma bakanlığı olduğu düşünüldüğünde bu görü çok normaldir). Bu katı yapı, günümüzün hızla değişen, esneklik ve yaratıcılık talep eden dünyasıyla ne kadar örtüşüyor?

Düşünsenize, Silikon Vadisi’nde kaç firma kendi gelişim ve iş yapış biçimini CMMI ile şekillendiriyor? İnovasyonun kalbi olan bir ekosistemin, bu kadar katı bir modeli temel alması aslında pek de olası görünmüyor. Ancak yine de adı CMMI olarak belirtilmese de birçok kurum kültüründe normlar hiyerarşisi bir şekilde çalışmaya devam ediyor.

İnsan Faktörü CMMI’ın Neresinde?

CMMI sürdürülebilir çalışma normları sunma konusunda esneklikten yoksun kalıyor. Çünkü günümüzün insan odaklı yaklaşımının aksine, bu disiplinde insan faktörü araçsallaşıyor.

Bu modelde süreç her şeydir. Süreç o kadar mükemmel tanımlanmalıdır ki, o süreci kimin işlettiğinin bir önemi kalmasın. Bu yaklaşımın uygulandığı dev endüstrilerde, kaçınılmaz olarak insanlara bir istatistik gözüyle bakılıyor. Çalışanlar, sürecin değiştirilebilir bir dişlisi olarak görülüyor. Bu durum, modern teknoloji dünyasının temel taşı olan Agile Manifesto’nun (12 temel normu esas alan bir çalışma modelini temsil eder) ilk değeriyle taban tabana zıttır. Forbes gibi iş dünyası yayınlarında da sıkça vurgulandığı gibi, bu manifestonun ilk ilkesi “Süreçler ve araçlardan ziyade bireyler ve etkileşimlere” değer vermektir. CMMI süreçleri merkeze alırken, Silikon Vadisi kültürü insanı ve yeteneği merkeze alır.

Oysa nihai olarak tüm sektörlerde makinelerin sözünün geçeceği yapay zekâ destekli bir döneme geçiyoruz ancak yine de insan unsuru yadsınamaz. Yetenek, yaratıcılık ve otonomi isteyen yeni nesil profesyoneller için CMMI’ın sunduğu bu dişli rolü, motive edici olmaktan çok uzak. En iyi yetenekleri cezbetmek yerine itmeye daha meyilli.

Eski Dünyanın Yadigârları

Elbette, CMMI’nin hâlâ güçlü olduğu alanlar var. Bankacılık, havacılık, otomotiv gibi sektörler hemen akla geliyor. Ancak bu alanların ortak bir noktası var. Bunlar zaten ikinci dünya harbinin yadigârları. Yirminci yüzyılın seri üretim ve “sıfır hata” takıntısıyla şekillenmiş, modern zamanların katılığı ile yaşamaya devam eden kurumlar.

Ancak eski dünya normlarının taşıyıcısı olan dev bankaların günümüzdeki en büyük rakipleri, CMMI nedir bilmeyen, “move fast” kültürüyle çalışan FinTech start-up’ları. Geleneksel bankalar hayatta kalabilmek için çaresizce kendi içlerinde “Agile Inovasyon Departmanları” kurup, onları CMMI’nın hantallığından izole etmeye çalışıyorlar. (Enpara ile Türkiye’de başlayan yeni nesil bankacılık sisteminin iki yüz yaşına yaklaşan Ziraat bankasını Ziraat Pay girişimine zorlaması gibi.)

Otomotiv sektöründe de artık durum pek farklı sayılmaz. Tesla, geleneksel otomotiv devlerini (CMMI vb. disiplinkerin katı süreçlerine uyumu hedefleyen) altüst etti. Nasıl? Arabayı “tekerlekli bir yazılım” olarak görerek ve “havadan güncelleme” ile CMMI’ın hayal bile edemeyeceği bir hızla arabaları “geliştirerek”.

Teknoloji odaklı yayın organı CloudBees tarafından yapılan bir analizde bu durum şöyle ifade ediliyor: Eğer CMMI piyasayı kazanacak bir model olsaydı, teknoloji dünyası bunu çoktan seçerdi. Ancak pazar, CMMI’yı değil, onun tam tersi olan yaklaşımları seçti. Makaleye göre CMMI, artık alıcıları sakinleştirmek için kullanılan bir plasebo haline geldi ve asıl motivasyon, süreçleri iyileştirmekten çok ABD hükümeti gibi büyük müşterilerin ihalelerini kazanabilmek oldu.

Normların Özgün Bir Kurum Kültüründe Araçsallaşması Mümkün mü?

Şimdi, asıl meseleye gelelim. Günümüzün rekabetçi teknoloji dünyasını ele alalım.

Düşünün ki bir teknoloji firması var. Bu firma, donanım ve yazılım ürünlerinin bir arada sunulduğu, sürekli inovasyon ve geliştirme ile birlikte üretim, tanıtım, pazarlama, satış, kurulum ve kurulum sonrası teknik destek yapılan dinamik bir yapıya sahip. Böyle bir teknoloji firmasının CMMI ile ne kadar uyuşması beklenir? Böylesi bir şirketin bu kadar hantal bir sistemle yürümesi ne kadar doğrudur? Cevap, CMMI’ın, yapının neresinde kullanıldığına bağlıdır.

Örnek verdiğimiz teknoloji firmasının üretim departmanında, yani donanımın fiziksel olarak banttan çıktığı, kalite kontrolünün yapıldığı yerde, test süreçlerinde ve satınalma gibi işlem adımlarında CMMI’ın süreç odaklılığı etkili olabilir. Sonuçta, hatalı bir fiziksel cihaz serisini geri toplamanın maliyeti felakettir ve burada öngörülebilirlik kritik önem taşır.

Ancak, asıl sorun, bu katı ve askeri ruhlu yapıyı şirketin her birimine uygulamaya çalıştığınızda başlar. İnovasyonun doğduğu alanları CMMI kapsamına almak, hızlı aksiyon alınan bir dünyada şirketi hantallığa sürükleyebilir.

Çünkü bu örnek firmada neredeyse her ay yeni bir ürün ve çözüm fikrinin gündeme geldiği bir ortamda inovasyon; denemeyi, yanılmayı, hızlı geri bildirim almayı ve hızla adapte olmayı gerektirir. CMMI ise değişimi bir risk veya sapma olarak görür ve ağır onay mekanizmalarıyla onu yavaşlatır.

Sektörel analizler de bu ikilemi destekliyor. CMMI, uzun vadeli dokümantasyona ve öngörülebilirliğe odaklanırken; agile yaklaşımlar, çalışan etkileşimine, çalışan bir yazılıma ve değişime hızla yanıt vermeye odaklanır. Bu analizlerin vardığı ortak sonuç şudur: Disiplinsiz çeviklik kaosa yol açar, ancak çeviklikten yoksun bir disiplin de bürokrasiye yol açar. Bir fikrin onaylanması aylar sürdüğünde, rakipleriniz o ürünü çoktan piyasaya sürmüş olur.

Diğer yandan yeni nesil, artık bu makine muamelesi yapılan, katı hiyerarşik düzeni reddediyor. En iyi mühendisler, en iyi tasarımcılar etki yaratabilecekleri, özerklik sahibi oldukları ve kendilerini gerçekleştirdikleri yerlerde çalışmak istiyor.

CMMI, doğduğu yer olan savunma sanayiinin ihtiyaçlarına cevap vermiş olabilir. Ancak o askeri ruh, günümüzün insan odaklı, hız ve esneklik gerektiren teknoloji dünyasının ruhuyla çatışıyor.

Başarılı bir modern teknoloji şirketi, katı süreçleri bir amaç değil, sadece üretim gibi belirli departmanlar için bir araç olarak görmelidir. Şirketin inovasyon motoru olan AR-GE, yazılım ve tasarım departmanları ise bu hantallıktan tamamen izole edilmelidir. Dünya, artık başarının anahtarını katı süreçlerde ve prosedürlerde değil, o süreçleri yürütecek, geliştirecek ve hatta yıkıp yeniden yapacak olan “insan” faktöründe aramaya başladı.

Ones Technology’nin Kurum Kültüründe Denge

Peki, bu teorik tartışmanın pratikte bir karşılığı var mı? Yani bir teknoloji şirketi, CMMI’ın askeri ruhlu disiplinini alıp, aynı zamanda insan odaklı olup hızlı kalmayı başarabilir mi?

Bunun başarılı bir örneği Ones Technology’nin CMMI’yı uygulama biçiminde görülebilir. Şirket, CMMI’yı bir amaç değil, bir araç olarak görerek bu zorlu dengeyi koruyor. Bu makalede savunulan temel tezi, yani inovasyon hızı ile üretim kalitesi arasındaki o kritik ayrımı, kendi iş modelinin merkezine koyuyor.

Bu modelde, neredeyse her ay yeni bir cihaz fikrinin gündeme geldiği AR-GE, ürün tasarımı ve yazılım departmanları gibi inovasyon motorları, CMMI’ın katı prosedürlerinden ve hantallığından bilinçli olarak ayrı tutuluyor. Bu ekipler, Çevik (Agile) ve esnek metodolojilerle çalışarak, o dişli metaforunu reddeden yaratıcı bir otonomiyle hareket ediyor.

Ancak CMMI’nın sıfır hata ve öngörülebilirlik gücü, tam da olması gerektiği yerde, yani operasyonel mükemmellik gerektiren alanlarda devrede. Üretim, satınalma, test ve kalite kontrol gibi süreçler CMMI Level 3 düzeyinde, CMMI’nın en iyi uygulamalarıyla güçlendirilmiş durumda. Ve hedef, CMMI Level 5 ile daha etkin bir hale getirmek. Bir donanım cihazının üretim bandından hatasız çıkması, bu disiplinli süreçlerle güvence altına alınıyor.

Bu yaklaşımın temelinde yatan felsefe ise net: Süreç, insanlara hizmet etmek için vardır; insanlar sürece hizmet etmek için değil.

Ones Technology’nin kendi kurum kültürü ile inşa ettiği özgün modelde, merkezde her zaman insan bulunuyor. CMMI prosedürleri bile, mühendislerin ve operasyon ekiplerinin daha kaliteli, öngörülebilir ve stressiz bir iş çıkarmasını sağlayan bir yardımcı araç olarak konumlandırılıyor.

Bu insan odaklı yaklaşımın sadece bir felsefe olmadığının, somut bir başarı hikayesi olduğunun kanıtı ise şirketin aldığı ödüllerde görülebilir. Ones Technology’nin, Great Place to Work (GPTW) tarafından üç yıl boyunca çeşitli başarılara imza atarak 2025 yılında “Türkiye’nin En İyi İş Yeri” sıralamasındaki birinciliği, aynı zamanda Teknoloji Kategorisi’ndeki birinciliği ve “Yeni Kuşak Çalışanlar” arasında en çok tercih edilen ilk üç şirketten biri olması, bu dengeyi kurabildiğini gösteriyor.

Bu başarılar, yeni nesil çalışanların Ones Technology’de etki yaratmayı başardığını kanıtlıyor. Başka bir deyişle Ones Technology, CMMI’ın katı normlar hiyerarşisini bir amaç olarak değil, onu Agile Manifestoyla harmanlayarak kendi kurum kültüründe etkili bir araca dönüştürmeyi başarıyor.

Kaynaklar

Manifesto for agile software development. Agile Manifesto. CloudBees. (n.d.). Is CMMI dead yet?

Forbes Business Council. Applying the four agile values to entrepreneurship. Forbes.

Heijstek, A. (2014, 1 Nisan). CMMI and Agile – Anglo-American and The Rhineland Way.

Dört ayda bir yayınlanan BioAffix elektronik posta bültenine abone olarak yeni gelişmeler hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir